Skip to content
Yazı Renkleri
Bulunduğunuz sayfa: Anasayfa arrow Haberler arrow TÜRK OLMAYI YENİDEN ANIMSAMAK
TÜRK OLMAYI YENİDEN ANIMSAMAK

Uzun yolları kat ettik,bozkırları ve mor dağları geçtik..




Uzun yolları kat ettik, bozkırları ve mor dağları geçtik.
Renklerimiz ve duruşumuzla coğrafyaları etkiledik, değiştirdik.
Ardımıza bile bakmadan yönümüz batıda ilerledik.
Geride bıraktıklarımıza, asla döneceğiz diye söz vermedik.
Renklerimiz, ulu saydığımız göğün altında serpişirken, gökkuşağı misali, yeni yeni renkleri kattık hayatımıza.
Atalarımızın değerli sözleri vardı, rengimize,renklerimize anlam veren sözler.
Yaralarımızı imece gibi sarar, bir olmayı, tek olmak kabul ederdik.
Şairin “Bir orman gibi kardeşçesine, bir ağaç gibi tek ve hür “ dizeleri, bizi nitelerdi.
Ancak;
Zaman zaman, unuttuk, biz olmayı, el gibi durduk. El gibi olmayı denedik.
Aklımıza geldi başlangıç noktasında ki, atanın “Ey Türk titre ve kendine gel “sözü.
Anımsadığımızda bu sözü!
Bazen erken, bazen geç geldik kendimize.
Durmadık, ilerledik.
Arapları, Farsları, Anadolu’yu, Bizans’ı, Balkanları, Avrupa’yı tanıdık.
Kendimizi unutup hepsinden biraz olmayı istedik, denedik.
Ama hiç birinde, biz gibi olmadık, olamadık.
Üzerimize ağır ve iğreti geldi bu benzeşmeler.
Oysa kendimiz gibi olmamız öğütlenmişti bize.
Töremizde biz gibi olmak, biz gibi durmak vardı.
Dilimizi, dinimizi, töremizi, milliyetimizi bu benzeşme isteğine, el gibi olma çabasına heba ettik.
Bugün hala el kapılarındayız.
“Kapansın el kapıları bir daha açılmasın, yok edin insanın insana kulluğunu bu davet bizim”.
Dizelerine, öğretisine kulak tıkadık.
Koca bir imparatorluktuk parçalandık.
Emperyalizme paylaşılan bir pasta olduk.
Ezildik, horlandık, şehit edildik, kullanıldık.
İşgal edildik.
Ve.
Aklımız başımıza geldi titredik.
Atatürk’ün önderliğinde bizi ezenlere, emperyalizme ders verdik.
Atatürk’ün önderliğinde aydınlanmayı, aydın ve umutlu bir ulus olmayı yeniden öğrendik.
“On yılda on milyon genç yarattık her yaştan, demir ağlarla ördük yurdu dört baştan”.
Atatürk devrim ve ilkeleriyle ışıldayan, töresindeki gibi, aslına dönen bir ulus olduk, birey gibi durduk.
Okullar, fabrikalar, tarlalar çalıştı.
İnsanlar üretti.
Gençler “Denizler türedi”.
Atatürk’ün Bursa nutkundaki gibi, yanılgıya düşen, ezen devletten hak dilendi.
Bugün?
Bugün ne oldu da biz, biz olmayı unuttuk.
El kapılarında borca durduk.
El kapılarında uşak, ezilen olduk.
El kapılarına bizi mahkum eden, nur topu gibi işbirlikçilerimiz oldu.
Devlet olmayı, devlet gibi davranmayı unuttuk.
Birey gibi davranmayı, birey olmayı unuttuk.
Yoksa töremizde, genetiğimizde olan Türk gibi durma, Türk olma özelliğimizi mi kaybediyoruz?
Yoksa her şey ve herkes gibi olmak isterken, kendimiz gibi olmayı da sonsuza kadar unutuyor muyuz?
Oysa bu topraklara gelirken getirdiğimiz töre hala yaşıyor.
Hala zaman zaman da olsa, birey olmak, Türk gibi durmak aklımıza geliyor.
Çünkü “Damarlarımızda ki asil kan” hala akıyor hem de biz unutmuş olsak da, gürül gürül.
Çare!
Çare nedir?
Çare!
Yönümüzü yeniden, Anadolu’ya dönmemiz gerekiyor. Her gün azar azar, azaltılan, unutulan Anadolu’ya.
Sadaka ve dilenci ekonomisiyle borç batağına saplanan, törenin ve direncin gerçek sahibi Anadolu’ya, dönmemiz gerekiyor.
Pir Sultan Abdal`ın direnciyle, Mevlana’nın, hoşgörüsüyle, Yunus`un inancıyla, Hacıbektaş’ın öğretisi, Karacaoğlan’ın aşkıyla bizi bekleyen Anadolu’ya dönmemiz gerekiyor.
Bizim direncimizin beslenme kaynağı Anadoludur.
Kısaca titreyip kendimize gelmemiz, Türk olmayı, yeniden anımsayıp öğrenmemiz gerekiyor.
Türk gibi durmak, direncin ve özgürlüğün, tam bağımsızlığın kendi özü demektir.
Bugün emperyalizm ve onun işbirlikçi uşakları, işte bu Türk gibi durma direncini yıktıklarında gerçek amaçlarına ulaşacaklardır.
Dünya coğrafyasında ortaya koydukları haritalar işte bu Türk gibi durma direnci yıkıldığında hayata geçecektir.

Atatürk’ün, tam bağımsızlığa ve özgürlüğe olan tutkusu zaten bu milletin damarlarında ki asil kanda mevcuttu.
Atatürk bu özelliği bilerek, Türk milletine, Türk gibi davranmayı ve olmayı, emperyalizme unutamayacağı dersi, savaş meydanlarında ve sosyal alanlarda vererek öğretmişti.
Atatürk devrimleri ve ilkeleri, Türk gibi durmanın ve olmanın vazgeçilmez temelleridir.
Atatürk’ün yapmak istediği ve öğretmek istediği tek değer vardı, o da Türk milletini, kadını ve erkeği ile sonsuza kadar dik duran bir ulus olarak durabilmeyi öğretmek.
Bu öğretiyi ilke ve devrimleri ile ortaya koyarken bugünü de görerek ve düşünerek koymuş olmalı ki, hala bu ilke ve devrimleri yıkmak için, büyük mücadeleler verilmekte.
Emperyalist güçler içerdeki işbirlikçileri ile amansız bir şekilde çalışmaktadır.
Türk insanında ki Türk olma direnci kırılmalıdır.
Türk insanı töresindeki ve inancındaki olmazsa olmazları unutmalıdır.
İşte bu amaç için çalışıyorlar.
Oysa.
Türk ulusu bin yıllardır birey olma özelliği taşıyan bir ulusdur.
Türk insanı asla ümmet özelliği, köle özelliği,  göstermemiştir.
Emperyalistler bunu bilmekteler.
İşte bu yüzden yüz yılı geçkin bir süredir bizi nasıl Türk olmaktan, Türk gibi durmaktan alıkoyarlar, onun hesaplarını yapmaktalar.
Bu hesaplar sonucunda,
Bizi sağcı, solcu yaptılar.
Bizi alevi Sünni yaptılar.
Bizi Türk Kürt yaptılar.
Bizi inançlı inançsız yaptılar.
Bizi türbanlı türbansız yaptılar.
Hepimizi hırant yaptılar.
Kısaca hala ayrıştıracakları her şey yapmaya devam etmekteler.

Dağılan ve çaresizleşen bu insanlarımıza tek çağrım Atatürk ideolojisinde birleşme çağrısıdır.
Anadolu’ya Türk öğretisinin kaynağına, dönme çağrısıdır.
Eğer biz, Türk gibi olmayı ve yeniden Türk gibi durmayı, Türk gibi tepki vermeyi istiyorsak bu isteğimizin yanıtı ve öğretisi Atatürk’ün ilke ve devrimlerindedir.
Anadolu’dadır.
Türk gibi olmak ve durmak onurdur ve bu onur tam bağımsızlıktır, insan gibi insan olmaktır.
Bunu yeniden öğrenmenin yolu ATATÜRK YOLUDUR.
 
Şükrü GÖKSOY/İstanbul
21.07.2010
 

GENÇ GIDA

SADIK AYDIN

Duyurular

BAYRAM KUTLAMASI Kardeşliğin doğduğu, sevgilerin birleştiği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de umutlu, yine de sevgi dolu nice bayramlara...
YENİCEKÖYÜ DERNEK YÖNETİM KURULU.


DÜĞÜN DAVETİ İLHAN VE  İLKNUR GENÇLERİMİZE  HUZUR VE MUTLULUKLAR DİLERİZ.
 26 EYLÜL 2010 PAZAR 
YER:ŞEN DÜĞÜN SALONU
SAAT:13:00 -17:00

ADRES :TEPEÜSTÜ ALEMDAĞ CAD NO:540 ÜMRANİYE-İSTANBUL
TEL: 0216 365 83 85

( TEPEÜSTÜ OTOBÜS DURAĞI KARŞISI )

DAVET Küskünlerin barıştığı, sevenlerin biraraya geldiği, rahmetle ve şefkatle dolu günlerin en değerlilerinden olan Ramazan Bayramınız kutlu olsun. 
Yeniceköyü Dernek merkezinde Bayramın 3. gününde   bayramlaşma  düzenlenecektir Bütün üyelerimizi  eşleri ile çocukları ile hepbirlikte  Bayramlaşmaya Davet ediyoruz.

Yer :Yeniceköyü dernek merkezi

Tarih : 11-09-2010

Saat :11:00 14:00



İSTİTA

Derneğimizin kurulusundan ,derneğimizin bugünlere kadar gelmesinde  büyük emeği ı geçen Dernek yönetim kurul üyemiz,Dernek  Bşk yardımız Sn:Şevket YILMAZ 13-07-2010 Tarihinde kendi isteği doğrultusunda Dernek yönetiminden İSTİFA etmiştir siz degerli üyelerimize duyurulur.





LÜTFEN Değerli üyelerimizin Dikkatine,

2008-2009-2010 Üyelik aditalarınızı zamanında ödemelerinizi bekliyoruz...

















Ziyaretçi Defteri

Son Yazılan Mesaj
Kastamonu Hanönülüle
Tüm İslam Aleminin Bin aydan hayırlı Kadır Gecesini Kutlarım
Ziyaretçi Defteri - Görüşleriniz bizim için değerlidir...

Üye Girişi






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Köy Müzik Kutusu

Error:
Adobe Flash Player needed.

SİTE TASARIM & PROGRAMLAMA - KDS | COMPETAN Bilgi Teknolojileri | Profesyonel Web Projeleri - Web Tasarım - Hosting - Alan Adı Tescili - Köy Dernek Sitesi - Köy Sitesi - Dernek Sitesi -  - Köy Dernek Web Sitesi - Köy Web Sitesi - Dernek Web Sitesi - Kişisel Web Sitesi - Şirket Web Sitesi - Kişisel Site - Şirket Sitesi - Şahıs Sitesi - Şahıs Web Sitesi